Son güncelleme: 18 Ekim 2026
Sayfa İçerikleri
Toggle
Bu yazıda 2026 yılında alkollü araç kullanma cezasının ne kadar olduğunu, ehliyetin kaç süreyle geri alındığını, tekrarında nelerin değiştiğini, af beklentisini ve konuya ilişkin mahkeme kararlarını ele alıyoruz.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) ve bu kanuna dayanan Karayolları Trafik Yönetmeliği (KTY), uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisinde ya da belirlenen sınırın üzerinde alkollü olarak araç kullanmayı yasaklar (KTK m. 48/I, KTY m. 97/I). Alkol düzeyi, trafik görevlilerinin teknik cihazlarla yaptığı promil ölçümüyle tespit edilir (KTK m. 48/II). Ölçüm rutin bir denetimde yapılabileceği gibi (KTY m. 97/II) trafik kazasından sonra zorunlu olarak da yapılır. Cihazla yapılan ölçüme itiraz eden sürücü sağlık kuruluşuna götürülür ve alkol düzeyi kan tahliliyle belirlenir (KTK m. 48/III).
İlginizi Çekebilir: Araç Değer Kaybı Davası
Kısaca: 27 Şubat 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7574 sayılı Kanun, alkollü araç kullanma cezalarını kanunda sabit tutarlar olarak yeniden belirlemiştir. Ceza, geriye doğru 5 yıl içindeki tespit sayısına göre şöyle uygulanır:
| Tespit | İdari para cezası | Sürücü belgesinin geri alınması |
|---|---|---|
| İlk kez | 25.000 TL | 6 ay |
| İkinci kez | 50.000 TL | 2 yıl |
| Üçüncü ve sonraki her tespit | 150.000 TL | 5 yıl |
Promil sınırları değişmemiştir: hususi otomobil sürücüleri için 0,50 promil, diğer araç sürücüleri için 0,20 promil. Ticari plakalı araç sürücüleri ile kamu hizmeti veren sürücüler için alkollü araç kullanmak tamamen yasaktır. 1,00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca TCK m.179/3 kapsamında ceza soruşturması başlatılır.
Sağlık kuruluşuna götürülen sürücünün kanındaki alkol oranı zaman geçtikçe düşeceği için yönetmelikte şu düzenleme yer alır:
“Teknik cihazla yapılan ölçüm sonucuna itiraz edilerek tespitin sağlık kuruluşlarında yaptırılması halinde, her iki tespit arasındaki süre, teknik cihazla ölçüm yapılmasına izin verilmemesi halinde ise kaza saati ile sağlık kuruluşunda yapılan tespit saati arasındaki süre göz önünde bulundurularak sağlık kuruluşunda yapılan tespit sonucuna ilk ölçümü yapan trafik kuruluşu tarafından her bir saat için 0,15 promil eklenmek suretiyle alkol oranı belirlenir ve çıkan sonuca göre işlem tesis edilir.”(KTY m. 97/V-b-3)
Ölçülen değer yasal sınırı aşıyorsa sürücüye kanunda öngörülen yaptırımlar uygulanır.
Hususi otomobilde 0.50 promilin, diğer araçlarda 0.20 promilin üzerinde alkollü araç kullandığı tespit edilen sürücüye; idari para cezası, sürücü belgesinin belirli sürelerle geri alınması ve şartları varsa ceza davası şeklinde yaptırımlar uygulanır (KTK m. 48/V). Bu yaptırımlar şunlardır:
Ceza puanı: Her ihlalde ayrıca 20 ceza puanı verilir.
Sürücü belgesinin geri alınması: Geriye doğru beş yıl içinde ilk tespitte 6 ay, ikinci tespitte 2 yıl, 3 ve daha fazla tespitte ise her defasında 5’er yıl süreyle sürücü belgesi geri alınır.
Alkol nedeniyle geri alınan sürücü belgesinin iade edilebilmesi için, kişi hakkında 2918 sayılı Kanun’a göre verilmiş tüm trafik idari para cezalarının ödenmiş olması gerekir (KTK m. 48/XIII).
İlgili Makale: Trafik Cezası Ödeme
Eğitim ve psiko-teknik değerlendirme: Belgesi 2 yıl süreyle geri alınan sürücüler sürücü davranışlarını geliştirme eğitimine katılmak zorundadır. Belgesi beş yıl süreyle geri alınan sürücüler ise psiko-teknik değerlendirmeden geçer ve psikiyatri uzmanınca muayene edilir. Süre sonunda belgenin iadesi için bu şartların yerine getirilmesi ve Karayolları Trafik Kanunu’na göre (48’inci madde ve diğer bütün maddeler) verilen tüm idari para cezalarının ödenmiş olması gerekir (KTK m. 48/XI).
Ceza davası: Ölçümde 1,00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler, kazaya sebep olmasalar bile TCK’nın 179’uncu maddesi kapsamında yargılanabilir. Yasal sınırın üzerinde (hususi otomobilde 0.50, diğer araçlarda 0.20 promil) alkollüyken kazaya sebep olan sürücüler hakkında ise Türk Ceza Kanunu’nun ilgili hükümleri ayrıca uygulanır (KTK m. 48/VI).
Zorunlu Trafik Sigortalarında Eş Değer Parça Uygulaması
Alkollü araç kullanan sürücünün belgesinin geri alınması kanunda öngörülmüş bir yaptırımdır. Uygulamada bu yaptırım, özellikle işini aracıyla yapan kişiler için ciddi mağduriyet yaratmakta ve af beklentisine yol açmaktadır. Ancak ehliyet geri alma işlemleri için af düzenlemesi yapılması alışılmış bir durum değildir. Böyle bir af ancak kanunla mümkündür ve bu yazının güncellendiği tarih itibarıyla bilinen bir düzenleme bulunmamaktadır.
Geçmişte ceza puanı nedeniyle ya da alkolden ehliyetine el konulan kişiler için ehliyet affı yapılıp yapılmayacağı TBMM’de soru önergeleriyle (örneğin 06/07/2020 tarih ve 7/31746 sayılı yazılı soru önergesi) gündeme getirilmiş, ancak bu yönde bir kanun çıkmamıştır.
Hukukumuzda alkol almak kural olarak suç olmadığı gibi yasak da değildir. Yalnızca başkalarını rahatsız edecek şekilde sarhoşluk, Kabahatler Kanunu’na göre idari yaptırıma bağlanmıştır (K.K, m. 35). Ancak alkollü araç kullanmak trafik güvenliğini tehlikeye düşürdüğü için kanunla yasaklanmış; belirli bir seviyenin üzerindeki alkollü sürüş ise trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu (TCK 179) kapsamına alınmıştır.
“Yapılan tespit sonucunda, 1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.
Hususi otomobil sürücüleri bakımından 0.50 promilin, diğer araç sürücüleri bakımından 0.20 promilin üzerinde alkollü olan sürücülerin trafik kazasına sebebiyet vermesi hâlinde, ayrıca Türk Ceza Kanununun ilgili hükümleri uygulanır.” (KTK m. 48/VI-VII)
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 179’uncu maddesi şöyledir:
“(2) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat, sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.” hükmünü içerdiği görülmektedir.
Alkollü araç kullanımı sonucunda bir kişi ölür veya yaralanırsa, taksirle öldürme (TCK 85) ya da taksirle yaralama (TCK 89) hükümleri uygulanır. Bu durumda sürücünün alkollü olması, kusurun ağırlığı ve bilinçli taksir değerlendirmesinde mutlaka dikkate alınır. Suçun bilinçli taksirle işlendiği kabul edilirse, taksirli suç için belirlenen ceza üçte birden yarısına kadar artırılır (TCK 22/3).
Hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50. maddesinde düzenlenmiştir:
Alkollü araç kullanmaya ilişkin ceza davaları iki gruba ayrılır. Kaza olmamışsa yalnızca trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu (TCK 179) gündeme gelir. Ölüm veya yaralanmayla sonuçlanan bir kaza olmuşsa ilgili suç hükümleri uygulanır ve sürücünün alkollü olması kusurun değerlendirilmesinde dikkate alınır.
Bu konuda çok sayıda Yargıtay kararı vardır. Aşağıda yalnızca fikir vermesi için bazı örneklere yer veriyoruz:
“Görüldüğü gibi, dosya kapsamından sanığın alkollü olarak araç kullandığı sabit ise de, emniyetli bir şekilde araç kullanamayacağına ilişkin herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaktadır. Her ne kadar olay tutanağında sanığın süratli bir şekilde araç kullandığı belirtilmişse de süratinin ne olduğu konusunda somut bir bilgi veya belge bulunmadığı gibi, olay yerine çağırılan trafik görevlilerince sanık hakkında yalnızca alkollü araç kullanmak ve araçta yaptırdığı değişikliği tescil ettirmeden araç kullanmak eylemleri nedeniyle idari yaptırım uygulanmış, süratli araç kullanmak ile ilgili bir işlem yapılmamıştır. Akabinde hastaneye götürülen sanığın, ileri derecede alkollü olduğuna ilişkin rapor düzenlenmiş, ancak emniyetli bir şekilde araç kullanamayacak hâlde olduğuna ilişkin olarak uzman hekim tarafından verilmiş bir rapor da bulunmamaktadır. O hâlde, sanığın yalnızca alkollü araç kullanması nedeniyle TCY’nin 179/3. maddesi uyarınca cezalandırılmasına olanak bulunmamaktadır” (CGK, 22.5.2007, 2-103/111)
“Oluş ve dosya içeriğine göre, Sanığın olay günü alkollü olarak cadde üzerindeki taksi durağında park halinde duran ticari taksiyi, sahibinden habersiz çalıştırıp yola çıktığı, Sıtkıpaşa caddesine dönüş yapmak istediği sırada yaya kaldırımına çarptıktan sonra direksiyonu toplayarak aynı caddeyi takiben, Yılmaz Akpınar bulvarına doğru seyir halinde iken trafiğe kapalı ve yol yapımının devam ettiği olay mahallinde aracın ön tanpon ve çamurluk kısmıyla asfalt yığınına çarpıp bunların üzerinden ilerdeki kum yığınının üzerine çıkarak tek taraflı kazaya sebebiyet verdiği olayda, alınan doktor raporunda sanığın orta derecede alkollü olduğunun belirtilmesi ve trafik görevlileri tarafından tutulan 15.11.2005 tarihli tutanağa göre alkolün etkisiyle güvenli sürüş melekelerini kaybetmiş ve emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek durumda olmasına rağmen araç kullandığının tespit edildiğinin belirtilmesi karşısında sanığa atılı trafik güvenliğini tehlikeye sokmak suçunun unsurları itibariyle oluştuğu gözetilmeden, mahkumiyeti yerine, yolun trafiğe kapalı olması nedeniyle trafiğin güvenliğinin tehlikeye düşürülmesinden bahsedilemeyeceği ve sanığın kendisinin yaralandığı olayda, kast veya olası kastın oluşmayacağı şeklindeki yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle beraatine karar verilmesi” (bozmayı gerektirmiştir) (2.CD., 21.3.2011, 38665/5696)
İlk kez alkollü araç kullandığı tespit edilen sürücülerde, alkolmetre ile hastanede yapılan ölçüm sonuçları arasındaki fark önemlidir. İlk kez alkollü araç kullandığı tespit edilen sürücüler hakkında verilmiş emsal kararlardan biri şöyledir:
Davacının alkol düzeyini ölçmek için yapılan iki ölçüm arasında 130 dakikalık zaman farkı bulunduğu, bu süre içerisinde davacının kanındaki alkol oranının 0,72 promilden 0,011 promile düşmesinin yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde bilimsel olarak mümkün olmadığı, bu durumda ilk ölçüm sonucunun sağlıklı olduğu konusunda tereddüt oluştuğu; ayrıca, Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığının yukarıda bahsi geçen yazısı göz önüne alınarak hastanede yapılan ikinci ölçümde tespit edilen 0,011 promil alkol miktarının üzerine iki ölçüm arasındaki 130 dakikalık zaman farkına tekabül eden promil miktarı (yaklaşık 0,325 promil) eklendiğinde dahi davacının hususi otomobil sınıfı araçlar için belirlenen yasal sınırın (0,50 promil) altında alkollü olduğunun kabulünün zorunlu olduğu görülmekte olup, dava konusu işlemlerde bu nedenle hukuka uygunluk bulunmadığı hakkında DİDDK, 28/02/2018, E.2017/403, K.2018/688 sayılı kararı; DİDDK, 15/12/2016, E.2016/3658, K.2016/3480 sayılı kararı; DİDDK, 15/12/2016, E.2016/2900, K.2016/3479 sayılı kararı; DİDDK, 15/12/2016 , E.2016/2205, K.2016/3477 sayılı kararı; Davacının alkol düzeyini ölçmek için yapılan iki ölçüm arasında 101 dakikalık zaman farkı bulunduğu, bu süre içerisinde davacının kanındaki alkol oranının 0.98 promilden 0,02 promile düşmesinin yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde bilimsel olarak mümkün olmadığı, bu durumda ilk ölçüm sonucunun sağlıklı olduğu konusunda tereddüt oluştuğu; ayrıca, Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığının yukarıda bahsi geçen yazısı göz önüne alınarak hastanede yapılan ikinci ölçümde tespit edilen 0,02 promil alkol miktarının üzerine iki ölçüm arasındaki 101 dakikalık zaman farkına tekabül eden promil miktarı (yaklaşık 0,2525 promil) eklendiğinde davacının hususi otomobil dışındaki araçlar için belirlenen yasal sınırın (0,21 promil) üzerinde alkollü olduğunun kabulünün zorunlu olduğu görülmekte olup, dava konusu işlemde bu nedenle hukuka aykırılık görülmediği hakkında D.İDDK, 15/12/2016, E.2016/4165, K.2016/3481 sayılı kararı.
Emsal karar
Davacıya ait sürücü belgesinin, alkollü araç kullandığının ikinci kez tespit edildiği gerekçesiyle 2 yıl süreyle geri alınmasına yönelik 09.03.2003 günlü davalı idare işleminin iptali istemiyle açılan davada, davacının 13.02.2003 tarihinde 1. kez alkollü araç kullanmak suçundan 6 ay süreyle sürücü belgesinin geri alındığı, 09.03.2003 tarihinde ise aynı suçu yeniden işlemesi dolayısıyla sürücü belgesinin geri alınması süresinin dava konusu işlem ile iki yıl daha uzatıldığı, olayda davacının 09.03.2003 tarihinde alkollü olarak araç kullandığından, sürücü belgesi daha önce 13.02.2003 tarihinde alınmış olup, sürücü belgesinin bulunmadığı, başka bir anlatımla davacı, sürücü belgesi mevcut olmadan alkollü araç kullanma suçunu işlediğinden, eyleminin bu şekilde nitelendirilerek işlem yapılması gerekirken tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal eden Bursa 1. İdare Mahkemesinin 13.11.2003 gün ve E:2003/558, K:2003/2084 sayılı kararının; hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir. Danıştay 8. Dairesiise ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararı bozmuş temyiz dilekçesini kabul etmiştir. Danıştay Kararı – 8. D., E. 2004/4780 K. 2005/2206 T. 28.3.2005
Ayrıca son ihlalden geriye doğru beş yıl içinde alkol nedeniyle belgesi ikinci kez geri alınan sürücüler, İçişleri, Millî Eğitim ve Sağlık bakanlıklarının yönetmeliğine göre sürücü davranışlarını geliştirme eğitimine alınır. Belgesi üç veya daha fazla kez geri alınan sürücüler ise psiko-teknik değerlendirmeye ve psikiyatri uzmanı muayenesine tabi tutulur.
Ticari araç sürücüleri ile kamu hizmetinde çalışan sürücülerin alkollü olarak araç kullanması tamamen yasaktır. Diğer sürücüler için hususi otomobillerde sınır 0.50 promil, yani bir litre kanda yarım gram alkoldür. Hususi otomobil dışındaki araçlarda sınır 0.20 promildir. Halk arasında dolaşan “2 bira 0.50 promil eder” gibi bilgilere güvenmemek gerekir; alkolün kandaki etkisi kişiden kişiye değişir ve az miktarda alkolden sonra bile ehliyetinize el konulabilir.
1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücülere ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uygulanır.
Hususi otomobilde 0.50 promilin, diğer araçlarda 0.20 promilin üzerinde alkollü olup trafik kazasına sebep olan sürücüler hakkında Türk Ceza Kanunu’nun ilgili hükümleri uygulanır; 1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler için ise kaza olmasa bile 179 uncu maddenin üçüncü fıkrası gündeme gelir.
7574 sayılı Kanun’dan sonra 2026 yılında ilk tespitte 25.000 TL, 5 yıl içindeki ikinci tespitte 50.000 TL, üçüncü ve sonraki tespitlerde 150.000 TL idari para cezası verilir. Sürücü belgesi de sırasıyla 6 ay, 2 yıl ve 5 yıl süreyle geri alınır.
Ceza; e-Devlet, vergi daireleri, anlaşmalı bankalar ve PTT üzerinden ödenebilir.
Geri alma süresi dolduğunda ve iade şartları tamamlandığında belge, işlemi yapan il veya ilçe trafik biriminden geri alınır.
Ehliyetin alkol nedeniyle geri alınması idari bir yaptırımdır ve adli sicile işlemez; ancak Emniyet Genel Müdürlüğü kayıtlarında yer alır. TCK 179 kapsamında mahkûmiyet kararı verilirse bu karar adli sicile işlenir.
2019 yılında başladığı Hukuk Fakültesi eğitimini, 2023 yılında onur öğrencisi olarak Ankara’da tamamlamıştır. Avukatlık stajını; Ankara Barosu nezdinde; iş hukuku, icra hukuku, sigorta hukuku, idare hukuku ve tazminat hukuku alanlarına yoğunlaşmış bir şekilde çeşitli avukatlık bürolarında staj yaparak tamamlamıştır. Avukat Ahmet GÜLSÜN, Ankara’da bulunan Gülsün Hukuk Bürosu’nda avukatlık faaliyeti göstermektedir.
Çalışma Alanlarımız
İlgili Makaleler