Emniyet teşkilatında görev yapan polislerin rütbe atlaması, liyakat, kıdem ve sınav gibi objektif kriterlere dayanır. Ancak terfi verilmemesi durumunda polis memurları veya amirleri, “rütbe terfi davası” açarak haklarını arayabilir. Bu rehberde, 2025 yılına ait EGM rütbe terfi süreçlerini, emniyet rütbe terfi kurulu ne zaman toplanır sorusunun yanıtını ve dava süreçlerini ayrıntılarıyla açıklıyoruz.
Sayfa İçerikleri
Toggle
Polislik mesleğinde rütbe atlama, sadece zamanla değil; liyakat, kıdem, disiplin durumu ve sınav başarısına dayalı olarak gerçekleşen çok yönlü bir değerlendirme sürecidir. Emniyet teşkilatı, kendi içindeki hiyerarşik düzeni bu rütbe sistemine göre yapılandırmıştır. Her rütbe, hem idari sorumluluğu hem de yetki alanını genişletir.
Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki rütbeli personel, görev süresi içinde aşağıdaki rütbeler arasında sırasıyla terfi edebilir:
Polis amirlerinin bir üst rütbeye terfi edebilmesi için bulundukları rütbede belirli bir süre fiilen görev yapmaları gerekir. Bu sürelere “en az bekleme süresi” denir ve ilgili yönetmelikte açıkça belirtilmiştir:
| Rütbe | Meslek Derecesi | En Az Bekleme Süresi |
| Komiser Yardımcısı | 9 | 4 yıl |
| Komiser | 8 | 4 yıl |
| Başkomiser | 7 | 3 yıl |
| Emniyet Amiri | 6 | 3 yıl |
| 4. Sınıf Emniyet Müdürü | 5 | 2 yıl |
| 3. Sınıf Emniyet Müdürü | 4 | 2 yıl |
| 2. Sınıf Emniyet Müdürü | 3 | 2 yıl |
| 1. Sınıf Emniyet Müdürü | 2 | 2 yıl |
| Sınıf Üstü Emniyet Müdürü | Derece Üstü | Yaş haddi |
Yukarıdaki bekleme süreleri tamamlanmadan, istisnai durumlar dışında rütbe terfisi yapılamaz. Ancak bu süreyi doldurmak da tek başına yeterli değildir. Terfi edebilmek için aynı zamanda performans notları, disiplin sicili, sınav başarıları ve gerektiğinde bölge hizmeti koşulları da sağlanmalıdır.
Hayır. Polislikte rütbe atlama yalnızca kıdemle değil, liyakat esasına göre yapılır. Liyakat, personelin üst rütbenin gerektirdiği bilgi, beceri, liderlik ve etik değerlere uygun olup olmadığını ifade eder. Bu nedenle aynı rütbede aynı süreyi dolduran herkesin terfi etmesi beklenemez.
Danıştay içtihatlarına göre idarenin terfi ettirmeme yönündeki kararı, ancak objektif ve somut verilere dayanıyorsa geçerli sayılır. Aksi halde bu karar, açılacak bir iptal davasıyla geri alınabilir.
Rütbe atlaması engellenen bir personel, idari yargı yoluna başvurarak rütbe terfi davası açabilir. Bu davalarda genellikle şu durumlar incelenir:
2025 yılına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) rütbe terfi takvimi henüz resmî olarak açıklanmamıştır, ancak önceki yıllara bakıldığında değerlendirme süreci genellikle Mayıs ayında başlamakta ve Haziran ortasında sonuçlar ilan edilmektedir.
Emniyet Teşkilatında görev yapan rütbeli personelin terfi işlemleri, her yıl belirli bir takvim çerçevesinde yürütülür. Bu takvimin en kritik aşamaları, aşağıdaki gibi sıralanabilir:
EGM 2024 yılı rütbe terfi sonuçlarını 19 Temmuz 2024 tarihinde kamuoyuna duyurdu. Yapılan açıklamada, Merkez ve Yüksek Değerlendirme Kurullarının çalışmalarını tamamladığı, kararların ise İçişleri Bakanı onayıyla yürürlüğe girdiği belirtildi. Bu durum, 2025 takvimi için de benzer tarihlere işaret etmektedir.
EGM terfi sonuçlarını aşağıdaki kanallar aracılığıyla duyurmaktadır:
2025 yılı rütbe terfi sürecine ilişkin gelişmeleri düzenli olarak takip etmek için aşağıdaki yöntemleri kullanabilirsiniz:
Unutulmamalıdır ki, terfi sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte itiraz ve dava açma süresi de işlemeye başlar. Bu nedenle, takvimin resmî duyurusunu kaçırmamak hukuki hakların korunması açısından hayati öneme sahiptir.
Emniyet teşkilatında görev yapan bir personelin bir üst rütbeye terfi edebilmesi için sadece kıdem süresini doldurması yeterli değildir. Terfi işlemi, kanuni ve yönetmeliksel şartlar çerçevesinde yürütülür ve çok yönlü bir değerlendirmeyi kapsar. Bu şartlar hem objektif kriterlere dayanır, hem de personelin görev süresince sergilediği performansa göre liyakat esasıyla değerlendirilir.
3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 55. maddesi ile “Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik” uyarınca, rütbe terfi için sağlanması gereken şartlar şunlardır:
Liyakat, sadece sınav başarısı veya sicil notu değildir. İlgili personelin bir üst rütbenin sorumluluklarını taşıyabilecek nitelikte olup olmadığı, şu unsurlar dikkate alınarak belirlenir:
Danıştay kararlarında da açıkça vurgulandığı üzere, liyakat değerlendirmesi somut ve ölçülebilir verilere dayanmalı, idare bu değerlendirmeyi yaparken keyfi ve sübjektif davranmamalıdır. Aksi halde verilen “terfi etmez” kararları yargı yoluyla iptal edilmektedir.
Hayır. Tüm şartlar sağlansa bile, ilgili rütbede boş kadro bulunmaması durumunda “kadrosuzluk nedeniyle terfi etmez” kararı verilebilir. Ancak bu durum da dava konusu edilebilir, çünkü aynı rütbede bazı personelin terfi ettirildiği, bazılarının ettirilmediği durumlarda idarenin takdir yetkisinin eşit, objektif ve istikrarlı kullanılıp kullanılmadığı yargı denetimine açıktır.
Emniyet teşkilatında görev yapan bir personel, rütbe terfi şartlarını yerine getirmiş olmasına rağmen terfi ettirilmemişse, bu durum idari ve hukuki yollarla itiraz edilebilir ve dava konusu yapılabilir. Rütbe terfi edilmeme işlemi, bir idari işlem niteliğinde olduğundan, yargı denetimine tabidir.
Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki Merkez ve Yüksek Değerlendirme Kurulları, personelin terfi sürecinde üç şekilde karar verebilir:
Her üç karar da yargı denetimine açıktır. Ancak en çok tartışma, kadrosuzluk ve terfi etmez kararlarında yaşanmaktadır. Çünkü bu tür kararlar çoğu zaman somut gerekçelerle desteklenmez, ya da eşit ve objektif bir şekilde uygulanmaz. Bu nedenle mağdur olan personelin şu yolları izlemesi mümkündür:
Eğer dava kazanılırsa;
Danıştay kararları, idarenin takdir yetkisinin sınırsız olmadığını, her değerlendirme için eşitlik, objektiflik ve istikrar ilkelerinin gözetilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Aynı şartlara sahip olup terfi ettirilen personeller karşısında, herhangi bir somut gerekçe sunulmadan terfi ettirilmeyen kişiler lehine dava kararları sıklıkla iptal ile sonuçlanmaktadır.
Polis amirleri veya memurlarının rütbe terfi etmelerine engel bir karar tebliğ edildiğinde, idare mahkemesine iptal davası açarak bu kararın yargı yoluyla kaldırılmasını isteme hakları vardır. Bu durumda, dava dilekçesi hem şeklen doğru hazırlanmalı, hem de somut gerekçelere dayandırılmalıdır.
Aşağıda yer alan örnek dilekçe, 2025 yılına uyarlanmış ve Emniyet Teşkilatı’nın güncel terfi sistemine göre düzenlenmiştir. Kendi özel durumunuza göre kişisel bilgiler ve gerekçeler değiştirilmelidir.
……… İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA
YÜRÜTMENİN DURDURULMASI TALEPLİDİR
DAVACI:
Ad Soyad – T.C. Kimlik No
Adres
DAVALI:
Emniyet Genel Müdürlüğü – Ankara
KONU:
…/…/2025 tarih ve … sayılı “terfi ettirilmeme” kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali talebidir.
TEBLİĞ TARİHİ:
…/…/2025
AÇIKLAMALAR:
HUKUKİ SEBEPLER:
Anayasa m. 125
3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu
İlgili Yönetmelik hükümleri ve Danıştay içtihatları
DELİLLER:
Tebliğ edilen terfi etmeme kararı
Performans değerlendirme belgeleri
Sicil kayıtları
Başarı/ödül belgeleri
Terfi listeleri
Tanık ve diğer her türlü yasal delil
SONUÇ ve TALEP:
Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle;
…/…/2025
Davacı
(Ad – Soyad – İmza)
Liyakat, Emniyet teşkilatında rütbe terfi sisteminin en kritik kavramlarından biridir. Ancak uygulamada bu kavramın nasıl yorumlanacağı çoğu zaman belirsizdir. Bu belirsizliği gidermek adına, Danıştay ve idare mahkemelerinin içtihatları liyakat kavramını somutlaştırmakta ve idarelerin hangi durumlarda hangi sınırlar içinde hareket edebileceğini netleştirmektedir.
Emniyet Teşkilatı Terfi Yönetmeliği’nin 4. maddesinde liyakat, “personelin bir üst rütbedeki görevlerin gereklerini yerine getirebilme niteliği” olarak tanımlanmıştır. Ancak bu tanım tek başına yeterli değildir; çünkü idareye geniş bir takdir yetkisi bırakmaktadır. Bu noktada devreye yargı kararları girer.
Danıştay, liyakat kavramını yalnızca “idarenin kanaati” şeklinde yorumlamamış, bunun objektif kriterlerle desteklenmesi gerektiğini defalarca vurgulamıştır. Aşağıdaki karar, bu yaklaşımı net bir şekilde ortaya koymaktadır:
“İdarenin takdir yetkisi, kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olup, bu yetki objektif ölçütlere dayandırılmalı, benzer durumdaki personel arasında farklı uygulamalara gidilmemelidir.“
(Danıştay 5. Daire, 27.02.2018 tarih, E. 2016/28114, K. 2018/10741)
Bu karara göre;
bir polis amirinin, liyakat gerekçesiyle terfi ettirilmemesi keyfi işlem olarak değerlendirilmekte ve iptal edilmektedir.
İdare mahkemeleri de liyakat unsurunun sadece “kanaat” üzerinden değil, somut delillerle desteklenmesi gerektiğini ifade etmektedir. Mahkemelere göre;
Liyakat değerlendirmesi yapılırken, idareler Danıştay’ın ve yerel mahkemelerin ortaya koyduğu eşitlik, objektiflik ve somutluk ilkelerine uymak zorundadır. Aksi durumda verilen “terfi etmez” kararları, açılan davalarda yüksek oranda iptal edilmekte ve ilgili personelin hak kayıpları telafi edilmektedir.
Evet, emniyet rütbe terfi iptal davasında yürütmenin durdurulması talep edilebilir. Ancak uygulamada bu talebin kabul edilme ihtimali, diğer idari dava türlerine kıyasla daha düşüktür. Çünkü idare mahkemeleri, rütbe terfi gibi işlemleri genellikle geçici nitelikte olmayan ve geri kazanılabilir haklar olarak değerlendirir.
Yürütmenin durdurulması, dava konusu idari işlemin, dava sonuçlanıncaya kadar geçici olarak askıya alınmasıdır. Böylece, işlemin uygulanması nedeniyle ortaya çıkabilecek telafisi güç veya imkânsız zararların önüne geçilmesi amaçlanır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesine göre bir işlemin yürütmesinin durdurulabilmesi için iki temel şartın bir arada bulunması gerekir:
Emniyet rütbe terfi davalarında mahkemeler genellikle ikinci şartı sağlamadığını düşünmektedir. Çünkü terfi hakkı dava sonunda iade edilebildiğinden, zararların telafisinin mümkün olduğu kanaatine varılmaktadır.
Aşağıdaki durumlar söz konusuysa, yürütmenin durdurulması kararı çıkma ihtimali artar:
Yürütme durdurma talebinin reddedilmesi, esas davanın kazanılamayacağı anlamına gelmez. Pek çok dosyada yürütme durdurulmasa da davanın sonunda iptal kararı verilmekte ve personel hak ettiği rütbeye atanmaktadır.
Emniyet teşkilatında görev yapan rütbeli personelin terfi süreci, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu ile bu kanuna dayanılarak çıkarılan “Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik” hükümlerine göre yürütülmektedir. 2025 yılında da bu yönetmelik geçerliliğini korumaktadır.
Yönetmeliğe göre terfi işlemleri, her yıl bir kez değerlendirilir. Merkez ve Yüksek Değerlendirme Kurulları genellikle Mayıs ayında toplanır, kararlar ise Haziran ayında açıklanır. Ancak Bakanlık onayıyla bu süreç yıl içinde birden fazla kez de işletilebilir.
Terfi sürecinde görevli iki ana kurul vardır:
İlginizi Çekebilir: Polis Maaşı
Yönetmelikte yer alan ve en sık uygulanan koşullar şunlardır:
Yönetmelikte her ne kadar objektif kriterler ön planda görünse de “liyakatin ölçülmesi” konusunda net puanlama sistemleri veya denetlenebilir standartlar yer almaz. Bu durum, zaman zaman idarenin takdir yetkisini keyfi kullanmasına yol açmakta ve davalara zemin oluşturmaktadır.
İlginizi Çekebilir: Polis Nasıl Olunur
Emniyet rütbe terfi işlemleri kıdem, performans notları, disiplin durumu, sınav başarıları ve liyakat esasına göre yapılır.
Komiser yardımcısı ve komiser rütbelerinde 4 yıl, başkomiser ve emniyet amirinde 3 yıl, emniyet müdürlerinde ise 2 yıl bekleme süresi vardır.
60 gün içinde görev yapılan yerdeki idare mahkemesine iptal davası açılabilir.
Evet. Aynı kıdemdeki başka kişilerin terfi ettirilmesi durumunda bu gerekçeye karşı dava açılabilir.
Genellikle her yıl Haziran ayında açıklanır. 2024 yılında sonuçlar 19 Temmuz’da duyurulmuştu.
Her yıl Mayıs ayında toplanır. Merkez Kurulu Genel Müdür, Yüksek Kurul ise Bakan onayıyla çağrılır.
Şartları sağlarsa alınabilir; ancak uygulamada nadiren kabul edilir çünkü terfi kararı geri alınabilir niteliktedir.
Mahkeme yoğunluğuna göre değişmekle birlikte davalar genellikle 6 ila 12 ay arasında sonuçlanmaktadır.
Avukat Ahmet GÜLSÜN, 2019 yılında başladığı Hukuk Fakültesi eğitimini, 2023 yılında onur öğrencisi olarak Ankara’da tamamlamıştır. Avukatlık stajını; Ankara Barosu nezdinde; iş hukuku, icra hukuku, sigorta hukuku, idare hukuku ve tazminat hukuku alanlarına yoğunlaşmış bir şekilde çeşitli avukatlık bürolarında staj yaparak tamamlamıştır. Avukat Ahmet GÜLSÜN Ankara’da bulunan Gülsün Hukuk Bürosu’nda avukatlık faaliyeti göstermektedir.
2019 yılında başladığı Hukuk Fakültesi eğitimini, 2023 yılında onur öğrencisi olarak Ankara’da tamamlamıştır. Avukatlık stajını; Ankara Barosu nezdinde; iş hukuku, icra hukuku, sigorta hukuku, idare hukuku ve tazminat hukuku alanlarına yoğunlaşmış bir şekilde çeşitli avukatlık bürolarında staj yaparak tamamlamıştır. Avukat Ahmet GÜLSÜN, Ankara’da bulunan Gülsün Hukuk Bürosu’nda avukatlık faaliyeti göstermektedir.
Çok güzel bir makale olmuş elinize sağlık